Her İnsan Kendine Yakışanı Yapar, Çünkü Kalite Asla Tesadüf Değildir

Sitemiz ve GÖLDER ile ilgili istek ve önerilerinizi

e mail:golpazari.com@hotmail.com

golpazar.com@hotmail.com 'a

bildirebilirsiniz. Mutlaka size geri dönülecektir.

Prof.Dr.Ali SARIKOYUNCU  kitabından alınmadır.

   Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi  (Kırıkkanat)

1885 (1301) de  Bilecik-Gölpazarı ilçesi Şahinler Köyünde doğdu.Aynı köy halkından Mustafa Efendinin oğludur.Öğrenimi hakkında bilgi elde edemedik.

Bilecik AKMESCİT Müderrisi iken,2 Mart 1912 tarihinde Bilecik Müftüsü oldu.Milli Mücadele`nin başlamasıyla  milli hareket yanında yer aldı.Bilecik ve çevresi halkını milli direniş için  teşkilatlandırmaya çalıştı.Bu amaçla camilerde,çarşı ve pazarlarda konuşmalar yaptı,vaazlar verdi.Böyle bir konuşmasını Orhan Gazi Camii `inde yapmıştır.Kılıç da kuşanarak yaptığı  tarihi
konuşmasında şöyle diyordu:

“ Milletin haysiyeti,şerefi, hürriyeti ve istiklali gerçekten tehlikeye düşmüştür. Yunan gavurundan kurtulmak için gerekirse  Bilecik`in bütün fertleri ölmeyi göze alması lazımdır.

      Müftünüz olarak diyorum ki, alçak Yunan`ın  zulüm ve vahşetine katlanmaktansa seve seve ölelim.

Şehit olalım. Cennete gidelim. Ama önce düşmanı ata yadigarı yurttan kovalım. Bir ve beraber olalım. Bir araya gelip teşkilat kuralım. Gazamız mübarek olsun. Allah bizimle beraberdir.”

Onun bu konuşması Bilecik halkını  etkilemiştir. Hemen başkanlığında,Eğruğrul) Livası(Bilecik) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur.
      Bursa Valilerinin ve Şeyhülislam Mustafa Sabri`nin  menfi tutum ve davranışlarına rağmen, Müftü Mehmet Nuri  Efendi`nin milli harekatın ön saflarında hizmet vermesi büyük bir yurtseverlik örneğidir.Ayrıca, Milli Mücadele karşıtı sadece Bursa Valileri ve Şeyhülislam Mustafa Sabri değildi. Hürriyet ve İtilaf Fırkası mensupları, İstanbul Hükümeti, özellikle yerli Rumlar, Bilecik ve çevresi Rumları “ Müftüye Ölüm naralarıyla Bilecik sokaklarına dökülmüşlerdir.”

Deresakarya

Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendinin Türbesinin Bulunduğu DERESAKARYA KÖYÜ

Yukarıda da değinildiği üzere Mehmet Nuri Efendi, hiç korkmadan çalışmalarını sürdürdü. Bu cümleden olarak,mücadele kıvılcımı   ateşlemekle yetinmedi. Başkanı olduğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Kuva-yı Milliye`nin personel, silah, cephane ve malzeme bakımından ikmal edilmesinde de önemli hizmetlerde bulundu. Bu arada gönüllülerden  Bilecik ve çevresinin asayişini temin edecek kuvvet oluşturuldu. Ayrıca  bu kuvvetin  personeli, milli  kuvvetler içinde de görev almıştır. Kuva-yı Milliye`nin  ikmali konusunda bizzat Müftü Mehmet Nuri Efendi, üstün hizmetlerde bulunmuştur. Öyle ki ”Bilecik halkının mali durumunu yakinen bildiğinden, onlardan güçleri ölçüsünde yardım talebinde bulunduğu, yardım konusunda gönülsüz olanlara Müftülük Makam odasının kapısına yazdırmış olduğu “YOK DEMEK YOK” ibaresini gösterdiği “ Bilecik halkınca ifade edilmektedir..
Öte yandan Mehmet Nuri Efendi, Mustafa Kemal Paşa`nın 4 Mart 1920  tarihli bildirisi üzerine, (M.K.ATATÜRK NUTUK İLK BASKISI s.249-250) yeni hükümetin milli isteklere uygun  nitelikte kurulması için Meclis-i Mebusan`a telgraf çekmiştir.

Bu arada Ankara Fetva`sı nı, Bilecik Müftüsü olarak  tasdik etti. TBMM Başkanlığı`na  çektiği 26 Nisan 1920  tarihli telgrafıyla  da Milli Meclis`in Ankara`da toplanmasını içtenlikle kutlamıştır.

      Bir çok tanınmış şahsiyetler ,bu meyanda  Mahmut Celal Bey ( Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar)de Mehmet Nuri Efendi`nin yardımı ile Ankara`ya gelebilmiştir.Bilecik`in düşman işgaline düşmesinden sonra da Mehmet Nuri Efendi, beldesini terk etmedi.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı görevine Sakarya kıyısındaki Bilecik`e  20 km. uzaklıktaki  Deresakarı Köyüne çekilerek devam etti. Bu arada  O, Yunanlıların Sakarya Savaşına yol açan ilerleyişi için mihrak noktası yaptıkları faaliyetlerinden  Ankara`yı her an haberdar ediyor ve düşmanın her türlü faaliyetlerini adım adım izliyordu.Yunan casusları, O`nun sabahın erken saatlerinde yasak bölge ilan edilen Eğmedek  tepesine çıkarak dürbünle Yunan saflarını gözetlediğini haber verdiler.
      Yunan işgal kuvvetleri yetkilileri, Müftü Efendi`nin çalışmalarından öteden beri rahatsızlık duyuyorlardı. Başarısızlıklarını Mehmet Nuri Efendi`nin yöredeki hizmetlerine yorumluyorlardı. O`nun son hizmetini fırsat bilen Yunan kumandanı, pusu kurdurdu ve 7 Nisan 1921 günü tarassudu sırasında Müftü Efendi`yi şehit ettirdi.

Mehmet  Nuri Efendi`nin şehadetini,Garp (Batı) Cephesi Komutanı İsmet Bey ( İnönü), 8 Nisan 1921 tarihli telgrafıyla Ankara`ya bildirmiştir. Anılan telgrafında İsmet Bey şöyle diyordu:

       “Bilecik Mütesarrıfının verdiği malumata nazaran Bilecik`te 1618 hane yanmış mütebaki (geri kalan) 422 haneden yalnız nısfi kabil-i sükna (yarısı oturulabilir)  bir halde bulunmuştur. Söğüt Kasabası İslam mahallatı da kamilen  Bozüyük`ün üçte ikisi yanmıştır. Ahaliden mezalim ve şanaate (kötülüğe) maruz kalan ve şehit edilen vardır. Bu meyanda Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi de dahildir…”

Bilecik Mutasarrıfı Salih Bey,TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ`ne çektiği 22 Nisan 1921 tarihli telgrafta konuyla ilgili şu bilgileri vermektedir.
       “21 Nisan 1921 tarihli Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti hakkındaki yazınızdan 12.03.1921 tarih 4431 numaralı yine 6/426 ve 6/442 numaralı devletlerinin emirlerinin bizi şereflendirmiş olduğu anlaşılmıştır.Ertuğrul Livası Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyeti Başkanı Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi`dir.Bu arada Mehmet Nuri Efendi,düşman tarafından şehit edilmiştir.”
      Olayın görgü tanıklarından  CELAL DEVECİOĞLU Beyefendi   de Müftü Efendi`nin şehit edilmesini şöyle dile getirmektedir.

      “…O gün öğleden sonra Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Hoca,silahlı ve yanında arkadaşı eşraftan Hacı Saffettin amca olduğu halde şemsiyesine dayanarak Bergoz Bağlarına  doğru çıkıyorlardı.

Uluyol`a (İpekyolu) kadar gitmişler.Orada rastladıkları  Yunan devriyeleri tarafından Müftü şehit edilmiş ve kendisini  Deresakarı Köyü mezarlığına defnetmişler,defin  tabiatiyle köylüler tarafından yapılmış.Hacı Saffettin amca silahsız olduğu için dokunmamışlar ve kendisi İstiklal Savaş`ından sonra Bilecik Kızılay(O zaman ki Hilali Ahmer ) Cemiyeti Başkanlığı yaptı.”
      Yunan kumandanları,gelen düşman değil,Peygamber askeridir;size hiç zararı dokunmaz,camilerde böylece vaazlar verilsin diye müftüler ve hocalara emirler vermişler ve kendilerini göz altında tutmuşlar,bulundukları yerlerden ayrılan hocaları takip ve şehit etmişlerdir.

Şahsen sevimli ve ilmen kudretli olan Mehmet Nuri Hocanın şehit edilmesi,Bileciklileri çok kederlendirdiği için halk tarafından aşağıdaki türkü yakılmıştır.

Bilecik`in uzun olur urganı
      Nuri Hoca Bilecik in kurbanı
      Mehmet Nuri Bilecik in kurbanı
      Git oğlum git sakın dönme sen geri
Perişan olsun düşmanın askeri
Perişan olsun düşmanın askeri

Git oğlum git bir boyunu göreyim
      Reislere seni çete vereyim
       Git oğlum git sakın dönme sen geri
Perişan olsun düşmanın askeri
Perişan olsun düşmanın askeri

Bilecik in üst yanında Beşiktaş
      Ne anan var ne baban var ne kardaş
      Şimdi sana silah oldu arkadaş
      Git oğlum git sakın dönme sen geri
Perişan olsun düşmanın askeri
Perişan olsun düşmanın askeri

 

İstihkamın içi mavi boyalı
      Yok mu içinizde ağzı dualı
      Yokmu içinizde ağzı dualı
      Bilecik hep yanıyor evleri
Git oğlum git sakın dönme sen geri
Perişan olsun düşmanın askeri


      Bilecik in üstünü duman bürüdü
      Türk askeri kol kol oldu yürüdü
      Türk askeri kol kol oldu yürüdü
            Düşmanın emeli şükür çürüdü
Git oğlum git sakın dönme sen geri
Perişan olsun düşmanın askeri

Görüldüğü üzereMüftü Mehmet Nuri Efendivatan savunmasında seve seve canını vermiş olan din adamlarımızdandır.
      Kabri olayın geçtiği Deresakarı köyündedirKabrieski Bilecik Müftülerinden A.Zeki ELTURAN (Tekirdağ Müftüsü) tarafından tespit edilmiş, Bilecik Müftüsü olarak görev yapan Necdet ÇETİN`in gayret ve çabalarıyla yaptırılarak 29 Kasım 1996 tarihinde Vali Refik A.ÖZTÜRK ve kalabalık bir topluluğun katılımı ile ziyarete açılmıştır.
      Müftü Mehmet Nuri Efendi, şehit edildiğinde 36 yaşındaydı. Evli olup iki çocuğu vardı.

Ailesi “ KIRIKKANAT” soyadını almıştır.

 

 

 

 

Tüm Hakları www.golpazar.com sitesine aittir. 2012